26 Aralık 2010 Pazar

78

içimden gelen yoğun istek üzerine tekrar tekrar aynı şarkıyı dinledim. neden söz ettiğiniz konusunda en ufak bir fikrim yok. sizden yüzlerce dil öğrendim sağolunuz. ama bu beni yalnızca turist yaptı. anadilim yok mu? var. ve onu konuşan birine rastladığımda eriyip kayboluyorum. iyi de ben kimim? bir bakire? hayır, çünkü heybetinizi aklım almıyor diyemem. ama içerde uzun kaldığınız için orgazm taklidi yapacak da değilim!!

17 Aralık 2010 Cuma

77

bir küçük ağacım vardı. ondan ne zaman bakışsak aynı şeyi isterdim.
sonra başka bir tane oldu, ben de başka bir dilek diledim.
her evde başka bir tane, her okulda başka bir tane.
o zamanlar her yerde ağaçlar vardı.
dileğimin gerçekleşmesini beklerdim. ama ayrılmamız gerekince dileğimi bırakırdım, benden sonra o ağacı sevecek olan çocuğa.
ben çok dilek bıraktım geride (beni bulamayan)
ya peşimden gelemeyeceklerine inanmadığım için yada fark etmeden beklemenin müptelası olduğumdan

o zamanlar her yerde ağaçlar vardı
şimdinin aksine haller geniş
sözler dardı.

7 Aralık 2010 Salı

76

Erteleme! Öteleme! Söylenme!
Ne yaparsan yap seninle gelecek yaşadığın herşey.
Onları koyduğun yer, seni oluşturacak.

6 Aralık 2010 Pazartesi

75

genellemelerle yaşayacak kadar özel biri değilim..

3 Aralık 2010 Cuma

74

İnsan kendi açmadığı hiçbir yaranın ona ait olmadığını anlamak zorunda.
Sahiplenmeniz gereken başkalarında açtıklarınızdır ve bu insani bir derstir.
Bununla yüzleşmedikçe hiçbir ruh özgürleşemez, hiçbir ilişki şüpheden kurtulamaz, hiçbir toplum vicdandan söz edemez ve hiç birimiz sanılanın aksine "kendimiz" olamayız!..

73

_ üzüntünü umursamadığım için değil, seninle üzüldüğüm için sana gülümsüyorum. seni temin ederim ki bu benim için hiç kolay olmuyor.

72

kalp korkabilir. insan küsebilir. kemik kırılabilir. bunlar olabilir. ama birşey daha olur.
hiçbiri ebediyen sürmez; şayet sen istemiyorsan.

2 Aralık 2010 Perşembe

71

insan kalbinden kaçtığı sürece istikrarlıdır..hep yazı yaşamak için durmadan çırpınanlara ne yazık.
-ye,dua et,sev-
güzel film olmuş. ;)
-cümle alıntı mı?
-hayır değil, bendeki etkisi.
-çok güzel
-aaah ah güzel de 4 mevsim geçti :)
-üzüldüm
-üzülme be üzül diye söylemedim (iç ses: kimse üzülmesin diye ne çok şeyi söylemedim)
-ha iyi o zaman
-iyi tabi, muziplik iyidir. iyimseri korur.
-doğru söylüyorsun
-haha bütün hayatın parmak uçlarımda onayliycan tabi
-boynum kıldan ince
-ay sinir oluyorum şu içinden kıl çıkan deyimlere
-valla ilk defa başımıza geliyor hemen değiştiriyorum, oğlum bak buraya..
-aman yeter tamam,
-efendim usta
-haydaa bu kim ya? ay ben uğraşamam sizinle gidiyorum

70

geçip giden zamanı
gençliğini
ve içinde tuttuğun herşeyi bir daha düşün
demeyeceğim
düşünme, hissetmeye bak
kendine başkalarının gözüyle değil
sadece kendi içinden bakana dek ağla!
seni kandırıyorlar
öleceksin.
yıldızların uzaklığıyla
füzelerin sesiyle
içlerindeki hayvanı saklamak için
döverek severek
en çok severek
kandırıyorlar!
her bölüm ağzına attıkları kancayı virgül diye yutturuyorlar
güçlü final dedikleri şey bu
seni alttan alarak
seni sistemle güçle küçük kutularla büyük umutlarla
seni güçlü olacağına inandırarak kandırıyorlar.
sevgisizliklerini örttükleri buzla üç kat büyük görünmeyi başardılar
işte senin güç diye tapındığın şey bu!
seni dışlayarak kandırıyorlar
çünkü onlar için dışarısı var
senin için yok hatırla!
küçük ayaklarının bastığı yerin adı evren!
ve sen öleceksin
sen, daha kendine benzeyemeden
hatırla, halbuki zemin böyle kaygan değildi
içlerine girdiğinde çıkardıkları sesle
ve kendi sesini kaybede dek
ve kendi rengini
ışığını
bakışını
o eşsiz o nefes kesen o başdöndürücü
güzelliğini sana soldurana dek
durmadılar!

çünkü birileri de onlar bir zaman kaybolduklarında
durmadı!

DUR.


23 Kasım 2010 Salı

69

belki dünya asla küçük bir çocukken hayal ettiğimiz kadar iyi bir yer olmayacak. ama hayallerimizi bırakırsak çocuklarımıza bu kadarı bile kalmayacak.

68

Ben düşümde seni görüyorum, sen düşünde beni görüyorsun.
Sonuçta ikimiz de düş görüyoruz!...

17 Kasım 2010 Çarşamba

67

hatanı belirtiyorsam, geri kalanını sevdiğim içindir. ;)

9 Kasım 2010 Salı

66

Sana rüzgarı gösteremem, ama geldiğinde
kendi dışındaki herşeyde varlığını ispatlar.

65

Aşk'la kendimden geçtim diyorsun. Büyük bir dikatle bakıyorum ancak gördüğüm, görünmesini arzu ettiğinden başkası değil. Anlıyorum ki bilakis yaklaşmamışsın kendi uzağına...
Uzağına gitmemiş yakını bilir mi hiç. Güneş battı mı yok oldu sanır hepten, geceyi tuzak belleyip uyumaz. Halbuki ne güneş batar, ne benlikten eser kalır orda. Yalnız bir rüzgar duyulur, duyulmaz...

8 Kasım 2010 Pazartesi

64

nurum, ince ince akarken
karken bastığımız içine bir kapı gibi gıcırdayan
dayan minesiysen baharın
harın sonu görene eşsiz bir meyva sunar
---

7 Kasım 2010 Pazar

63

umutla oyalanır, inançla başarırsın.

6 Kasım 2010 Cumartesi

62

insan kendiyle çelişen bir varlıktır ve çelişkisiyle barıştığı ölçüde değişir. çelişki varoldukça gelişim kaçınılmazdır.

dip not: kronik iyimserseniz, mizah da öyle ;)

27 Ekim 2010 Çarşamba

61

ister molla ol ister alim, görüp göreceğin 5 metre çift en! ruhuma kalbime fikrime aykırıydı herşey; AŞK da olmasa zaten!!!

3 Ekim 2010 Pazar

60

parmak uçlarımla çıkıp gittim -kimdi?
ve sabaha karşı uyanmadan
uyku bile uyanmadan
gelip sokuldum koynuna
denizden bir nefes çekmekti -derindeyken
mavi bir kuşa gökyüzü diye seslenmek
iyi ki hep bildiğim
bilmem ki nerden sol yanımda
parlak ve iki tatlı bir nardı, vardı
zamana dokunmadan ve iki sessiz harf gibi yanyana!
iki renk, iki dilsiz zarf gibi karışmaktan korkan
ve kalbine inanmak gibi kuşkusuz -ölüm bizi ayırıncaya dek
sevmek...

24 Eylül 2010 Cuma

59

"Normal" olduğunu düşündüğümüz insanların en kaygı verici yanı, sizin hayatınızı altüst etikten sonra bile "normal" davranıp hayatlarına devam etmeleridir.
Normalize denen yapıya inanmıyorum. İnsanları güvensiz, bencil ve yalancı(yabancı) yapıyor. Her varlık kendi rengiyle güzel.

58

bir şey hatırlıyorum, net değil. ne var ki oldum olası baktığım hiç birşey onun kadar net değil. bana en yorucu gelen beklemekti. henüz ne ait ne de hariç hissettiğim bu hayatta, yolun sonuna geldiğimi düşündüğüm o gece bile, bir gün hatırlayacağıma hep inandığım bilmem ki neyi beklemek bu?.. sezgisel bir hareket gibi. seçimini yapmak ve devam etmek gibi.
gürültülere karışıp, görüntülere eklenip.. herşeye rağmen keyif almayı bilerek, ve gülüp geçmenin gücüne inanarak.

57

keyfini sürüyorum bu toprağın. yağmurun saf ve bereketli olduğu yerde, en kara kıştan sonra bile, filizlenen sanki tadın ilk tat verdiği an gibidir. kollarını açtığında kendini hala kuş(kusuz) bilenlere....

14 Eylül 2010 Salı

56

birşey yapıyoruz kendimize.
bize yapılmasından hoşlanmadığımız birşey.
bölüp duruyoruz arılar gibi bir kovanı.
kunduzlar gibi çabalıyoruz korkarak sudan.
cansız bir yumağa sarılıyoruz, saldırıyoruz.
ağaçkakan gibi hevesle oyup, sonra korkuyoruz deliğimizden.
bunlar birer benzetme mi?
aslında öyle.
korktuğumuz unutmak, bizi kaskatı edeni.
yumağa sarılı bir kedi kadar kaskatı
birşey yapıyoruz kendimize.
bize yapılmasından hoşlanmadığımız birşey.
dahası var.
bu artık, onların bile bize yapamayacağı birşey!

55

çilekli turtanın tadına bakmak mı istiyorsun? onu yavaş yiyeceğim. tek yapabileceğim bu.

54

çağırdığında gelmeseydim, gelir miydin?
yalnızlığımdan bile emin değilim.

6 Eylül 2010 Pazartesi

53

saksıda üç gül, biri menekşe.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

52

ikilikten gelir ya ayrılmakta olan
sözün gözün közün kadar içerde
saymaktan aymaktan
solan

en güzel çağında
en biçilmez kaftanı da kesse
makas
iki bıçağın kavuşması

kendimi koyarım ki ortaya -lahitim olsun-
yok dışarısı!

29 Ağustos 2010 Pazar

51

Bir ağaç bana adını kazıdı
İnsanla avunamıyorum.

50

külden kedi, iyilik perisi, maskeli balo, beraber solo, fareden at, 12kiden tokat, "Sindirillemeyen" adı, kabak tadı.....


Beni ayakkabımdan tanıyanın "prens"iplerinden şüphe ederim! :)

12 Ağustos 2010 Perşembe

49

Edip Cansever'e,

burda olmalıydın şimdi
karşılıklı iki beyaz çınlatmalıydık senle
yanlış zaman diyesim gelir...
sadece "zaman" derim
sana yeterlidir.

29 Temmuz 2010 Perşembe

48

Kötü biri olmadığın ortada. Fakat bu seni iyi biri yapmaz.

47

Bir daha olmaz dedirten yaşanılmışlığın değil, sık görülen yan etkilerin sonucudur. Hastayı temiz havaya çıkarın, bol su içirin, ve içindeki yabancıyı çıkarana dek kusturun. Beklenmeyen bir tepki ile karşılaşırsanız hemen beni arayın. :)

15 Temmuz 2010 Perşembe

46

Hayalin gerçeğe dönüşmesi ile artık bir hayal yitmiş olur değil mi.... Hayallerinden vazgeçmeyerek kaç kişi seni yitirdi bir tahminde bulunalım. Ve sen kimlerden vazgeçtin bu uğurda?
Gel bir hayal kuralım, sonra da vazgeçelim ondan.

Kağıt nemli, kalem kumdan.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

45

Adını söylerken bıraktığım nefes. Benim adım bu.

8 Temmuz 2010 Perşembe

44

affetmek özgür kılar, unutmak tutsak eder.

43

Yıllarca konuşmuştu onunla, o ise tek ses etmemişti. Peki nerden biliyordu var olduğunu? Bir his -ki çoğu anılardır.

Bu benim kendimle aramdaki mesafe.. Yoksa sizinle dostlar, el edecek yerimiz yok..

42

Herkesin içinde bir yabancı dolaşır. Mesele senden ne istediğini anlamak.

1 Temmuz 2010 Perşembe

41


Duyguların ilk belirdiği yeri hatırlıyor musun? O yer senin mabedin olabilir. Seni mutluluk kimyacısı yapabilir. Mezarın olabilir.
Nerde öğrendin sevgiyi? Öfkeyi, merhameti? Masumiyeti? Sağ elinle sol elini tuttuğunda, bilirsin. Oraya bak. Sevinci kimden öğrendin? Nerde incindin ilk? Hırsın, tutkun, gücün ve zaafın nerden sızdı?

Birlikteyiz.. Ama sen kimsin? Peki ben bunu sana ne hakla soruyorum.
Beni mabedine al, mezarına sok. Ne ah ederim, ne isyan. Ben hayran olurum, görürüm, kalbimde bir ağız var. Susuyorsam, Aşk'a ilk vurulduğumuz yer, bir.
Öyle ki bana uzattığın sağ elini tuttuğumda, sen bırakana dek onu sol elim sanmıştım.

Hoşgeldin - ikiliği gördün mü?
Görmedi değil mi kimse seni? - yalnızlığı gördün mü?
Gerçekten de apaçık bir gün, sevginin genişliği göğün derinliğince. Sevişip gögsüne uzandığım hafızandaki canlı bir anı olacağım sadece. - korkuyu gördün mü?
İyileşmek.. birgün boyunca sadece bir karıncanın peşinden gitmenin coşkusu. - çocukluğu gördün mü?
Çok acı. Kimsenin kapısını çalana sırtını dönmediği günler geride kaldı. Artık iyileşme arzusu bitmişti. - kırılmayı gördün mü?
Tanrı kimseye taşıyabileceğinden fazla yük yüklemez - sabrı gördün mü?
Kimsenin taşıyabileceği sınır kimsece bilinemezken, kalp kırmak ne büyük zulüm. - aklı gördün mü?
Bazıdır.. Taşıyamayacağı o sınırın en yakınına varan için heves öyle söner ki, ne aklı kalbini ne de kalbi aklını var olanı taşıyabileceğine dair tek zerre ümide ikna edemez olur. - delirmeyi gördün mü?
Gören oldu mu seni? - yalnızlığı gördün mü?
Bir daha gelme. - sonu, gördün mü?

25 Haziran 2010 Cuma

40

içimden beyaz bir gemi geçiyor. yok oluyorum. şelaleye yenik düşüyorum. aslını istersen itiraf ediyorum,

savaşmadım bile...

39

Tanrım beni duy!
Bu iyi bir huy...

38

bir yerlerde var olduğu bilirsin.
duyarsın. denk gelirsin. azrailine denk gelsen bu kadar acı veremez.
banyonun giderinden gelen bir kokuyla başlar herşey. üstünü kapatırsın. ama hava alamadığı için bu seferde koku giderek bütün evi sarar. 
o bir yerlerde varlığını sürdürdükçe, sen kendi bedeninde bir hayalete dönersin.
tıpkı bir hayalet gibi, nefes alıp verenleri taklit edersin.

bir müddet mutlu olduğuna inanırsın. ama hayaletlerin de hatıraları vardır.
hatta sonunda anlayacağın gibi,
hayaletlerin yalnızca hatıraları vardır.

bugün ben bir insan nasıl öldürür, anladım.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

37

Belirmek istediğinde suyu, hareketi, beyazı, pamuğu, yerçekimini, hafifliği, ağırlığı, ve canlılığın yüzbinlercesini yarattı.
Bilinmek istediğinde ise insanı yarattı. Boynunu ellerini sırtını.... Sonra yarattığını ayırdı. Ve ikiye ayrılan parçadan biri diğerine kavuştuğuda, onu şöyle anlattı:
"Onun boynuna dokunduğumda, ...suyu emen bir pamuk gibi, elim bu hafiflik ve beyazlık karşısında giderek ağırlaşmaya, ve sırtına doğru engellenemez bir çekimle kaymaya başlıyor."
Ve Tanrı kendi kokusunu içine çekti;
AŞK.

21 Mayıs 2010 Cuma

36

Bu gece gam kaybından öl!

35

-bugün
-ne?
-nasıl?
-hayır
-AMAN TANRIM!
-...hayır... elimi tut!
-yapamam!!!
-hiç dediğimde!
-AMAN TANRIM AMAN TANRIM!!!
-burda kalamayız, artık güvenli değil!.. elimi bu kadar sıkma.
-nasıl olur!!
-aylardır yazıyorum bunu sana!
-çok erken!
-HADİ!! HİÇ DEDİĞİMDE!! ELİMİ BIRAKMA!!
-yapamam
-YAPABİLİRSİN!
-beni tanımıyorsun!!
-sen de beni tanımıyorsun! SENİ TANIYIP TANIMADIĞIMI BİLEMEZSİN!!
!
-ben..
.
-YAPABİLECEĞİNİ BİLİYORUM!
-ben.. BEN DE BUNDAN KORKUYORUM!!!!
-biliyorum, üzgünüm...
-GİTME!
-istemiyorsan elimi bırak.
-Lütfen, ben...
-HİÇ!....



17 Mayıs 2010 Pazartesi

34

Tüm iyi niyetimle söylüyorum: geldiği noktayı içler acısı bulduğunuz bu dünya, her fırsatta olmamı dikte ettiğiniz "normal" insanların ürünüdür. bu üç tarafımızı karabasana çeviren zeka formları, beyinlerinin bir yarısıyla hiç sevilmediklerine, diğer yarısıyla ise her koşulda sevilmeyi hak ettiklerine inanırlar. Böylece sevmek denen asıl mesele erir gider.

...ve dönüp dünyaya bakarlar yeniden: "şu dünyanın haline bak azizim, içler acısı."

HADİ ORDAN!! :)

14 Mayıs 2010 Cuma

33

Sevda; hayatın varoluş nedeni ve muhtacıdır.
Bu ince çizgide ayrışmış olanın manasına farkındalık ve kayıtsız teslimiyet ile bakan insan, iki yönelişli bu akışkanlığın birbirinden aynı zamanda ayrışamaz da olduğuna, hatta birbirinin içinde devinen bir canlılık kuralı taşıdığına dikkat kesilmeli.

İnsanın kendine yapabileceği en korkunç şey; bir seçim yapması gerektiğine kendini inandırarak, iki hareketten doğan bu akışkanlığı durdurmasıdır.

14 Mayıs, 02:05

1 Mayıs 2010 Cumartesi

32

Süt uykumu kaçırıyor. Genç Werther yada beyhude mücadelenin kitabı.
Sayfaları çevirdikçe ayrışmaz hale geliyorlar. Evirip çeviriyorum yeniden, uyunaklı değilim. Ama yeraltında ama bulutüstünde, sadece samimiyete, tatlıniyete ve doğaya burnumu dayıyorum. Burnumun bir deliği daha olsa soluduğum bu şey beni delirtebilirdi. Kedili evlerin karnında yürekli güzel kadınlar, çiçek açan sürahilerde unutulmuş eşsiz bir anadil gibi yayılıyor.
-Korkuyor musun?
-Şimdiki zaman çekimli hiçbir şeyden korkmamalı insan...
-Bense, (korkağın tekiyimdir. Birgün aynaya baktığımda kendimi göremezsem bundan korkunç bir mutluluk duyacak insanlar olduğunu seziyorum ama evrendeki bir tek varlığı yok sayarsam kendimi de yok saymış olacağımın bilinci, beni incitiyor. ) ...yorgunum.
-Birşey eksik hep...
-Dilim, varmıyor ama, hep birşey eksik olmaz. Eksiklik zaman zaman (ki çoğu zaman dolarken) farkedilir.
-Ama hep hissediyorum. Hep birşey eksik.
-Hep hissediyorsan, bir şey eksik değil, fazladır.
Kitap uykumu getiriyor........

27 Nisan 2010 Salı

31

Yalnızca bir ahmak, parmağına konan uğur böceğinden, uçmasını diler.

26 Nisan 2010 Pazartesi

30

sizi temin ederim bir gün insanoğlu "maymuncuk"tan geldiğini anlayacak.

29

ben bir Aşk Çağrışımı'yım.

28

Hiç unutmam,... Yada unutur muyum bir gün?
Unutmak; sabır dilinde sarı bir çiçek.
Kime hangi çiçekle misafir olsam, herşeyin bir parça değişir,
bildim, bir anının kokusudur hiç değişmeyecek.

23 Nisan 2010 Cuma

27

Saygı, çok istisna bir duygudur. Çünkü sadece onu akıl hisseder. Sana olan saygımı yitirdim. Ve ne yazık ki aklım, kalbimi gücendirmekten imtina ederek sevgimi sorguluyor.


20 Nisan 2010 Salı

26

Dün gece yatmadan önceydi. Sütü ısıttım. İçine bal koydum. Gece genelde 3 kez uyanır. Biberonu hazırladım.
"Herkes rüya görüyor. Kimileri riya görüyor. Hayat işte."
Bulaşık vardı biraz, yıkadım. Uzaktayım.
"Kırgınım."
2 kitabı hep yanımda götürürüm. Biraz Dalgalar. Biraz Bezik Oynayan Kadınlar. Biraz okudum...
..."Evet kırılacak bir sebep yoktur ortada, hep öyle denir. Ama olan bu ve evet bu gerçek."
Uyurken ona baktım. Bir bebeği uyurken izlediğinde, onun kimseyi asla incitmeyeceğine itimadediverirsin. Bu kadar kolay ve yanıltıcıdır sevilmek de. Ama sevmek öyle değildir, bilirsin. Kitapları çantama koydum. Hayat tamircisinden 3 şarkı dinledim.
"Hala kırgınım. Kırgın olmamın önemsenmemesi bir yana.." -ki asıl kırıcı olan bu olmalı- dedim, "Belki göremediğin birşey vardır ortalıkta. Ortalık yerde. Belki haksızsındır. Güçlü olduğun için, kendi doğrun nasıl olmuşsa dünyanın merkezine oturmuştur da gerçeği göremiyorsundur."
Gözlerini kaçırır insanlar... Ellerini, kalplerini, eşyalarını, anılarını, hayallerini, kırgınlıklarını, neleri varsa daha... gelecek diye bir yere kaçırırlar. Bir yönteme, planlara..
"Kim demişti; Karakteri olmayanların yöntemleri vardır."
Aynen öyle. Telefonumu kapadım(!) Malum dünya üzerinde soluk alıpveren biz faniler arasında, birbirini salt ondan aldığı şeyler için, karşıdakinin onu hayatına koyduğu yerle mutluluğu yakalamış olduğu için sevebilen, bencil ve kalp tembeli insanlar sahildeki kum kadar çok.
"Yöntemlerin işe yaramayacak. Yanılıyorsun, çektiğin fotoğraflara tekrar bak.. Ben tanıdığın kimseye benzemiyorum."
Gözlerimi kapadım. Çocukluğumdan beri kurduğum hayali yine kurdum.
"Yalnız olduğuma inanacak kadar boşaltmadın ruhumu hiç. Sana şükürler olsun..."
Ve Tanrı'nın kokusu burnumdan yukarı göz kapaklarıma ulaştı, onları ağırlaştırdı, ordan kulak arkama yayıldı ve boynuma, sonra köpüren bir dalga gibi ense kökümden beynime ulaştı. Beynim uyuştu, ve şimşek hızında saliseler içinde tüm bedenime, en ufak sinirime bile ulaştı...!
"Hergün bir öncekinden daha güzel. Bunu kalpten hissedebilene ne mutlu."
Hayat herkese hakettiğini verecek. Yeter ki biz hep böyle iyi tartalım, iyi belleyelim doğanın o görünmeyen asıl gerçeğini.
"O bize hakettiğimizi verdiğinde, biz onu alabilecek zayıflıkta olacakmıyız?"
İşte asıl soru bu. Çünkü insan iki şekilde kırılmaz. Ya bir daha öylesini hissetmeyecek kadar katılaşırsın. Yada gelen darbeleri kendinden (yani bütünden) ayırmayacak kadar yumuşarsın.

Canı gönülden diliyorum ki, kalbimiz kolay yolu seçmesin; birgün tekrar, kırılmayacak kadar, yumuşasın........
Seni Seviyorum.

20Nis-y-an2010

17 Nisan 2010 Cumartesi

25

gölgem yok / tarifte zorlansanız da yakında alaşağı edeceğim / işte diyeceğim ambivalans(!!!) / bu sizin de ağrınız bu sizin de elleriniz kendi içine bükülen / ve bu en acı veren ölüm şekli: yaşamak! / ayıramayan için kendini diğerinden / acı süt içine damlayan bal benim / ...dingin güneşli bahar dalı ile sabahları öpüp uyandırdığım diken / ve bu sizin de avuntunuz bu sizin de evcilleşmeyen hayvanınız hal böyleyken...(!!!)

16 Mart 2010 Salı

24

Karart perdeleri
Eskimiş mutluluğu
Ve incitilmiş çocuklar gibi bakışsız bu yarayı karart!
Bir kendini kaybetmiş meczup gibi sarıl o hayalete
Sahip olduğun tek mezarı da öfkenle daralt!

İşte altın yaldızlı yayının ardına gizlediğin kırık ok
Ayakta alkışlıyorum seni
Çünkü içinde oturacak yer yok!


10 Mart 2010 Çarşamba

23

1. Adam- Bir daha asla incinmem.
2. Kadın- Şüphesiz, sevmezsen herşey mümkün.
1. Adam- 1. Kadın nerde?
2. Kadın- O hiç varolmadı.
1. Adam- Neden? (Bense hep O'nu aradım Tanrı şahidimdir!)
2. Kadın- Çünkü, ancak bir kadın, çoğaltmak için eksilebilir...


25 Şubat 2010 Perşembe

22

Pavlov yaşasaydı seninle gurur duyardı!

16 Şubat 2010 Salı

21

"anlamak" denilen elzem meşgale yorucu hatta sıkıcı geldiğinden herşeye tepeden bakarak bunu görmezden gelen, değersizlik duygusunu bertaraf etmek için kendi doğrusunu tek doğru olarak dünyanın merkezine yerleştirip o doğruyu onaylayanlara "arkadaş" adını veren ademoğlu, yarattığı bu uçurumu konyanın düz ovası sanıp ayağın sürçtüğünde seni suçlamaktan geri durmaz.

14 Ocak 2010 Perşembe

20

küskünüm ellerimden tutmaya
kalbim sert bir dalga gibi kırık
kalbimin odaları kuş yuvaları 
yanmış bir ağacın dallarında.


9 Ocak 2010 Cumartesi

19

Ben bir deniz gibi hareketi sınırlamadan ama her zerremle de o su gibi sarıp sarmalarken; bunu hep sizin için yaptığım sonucuna vardınız, halbuki bu Bendim!
Bu benim dünyayı sevme tarzımdı!.. Tanrının ağaçlarına sarılan, çakıl taşlarına isim veren, kitaplarına göz kırpan bendim!.. Öleceğini hergün hatırlayan, bunu her yüzde gören ve geçiciliği unutmayarak kalıcı olanı her gün içinde süt gibi köpürten bendim!.. Aşkın ateşten rüzgarını dünyaya dağılırken, her nesnenin damarlarından süzülüp evreni darmadağın ederken gören!! bendim...
Peki Aşk.. şimdi nerdeydi? Beni büyük elleriyle okşayarak uyandıran, öpen, benimle gülen, ağlayan,
bana rimel çeken, bağcıklarımı bağlayan, beni okula, işe, sokağa, barlara, dostlara götüren, ordan beni eve, demli bir çaya, yatağıma, kitabımın kırık yerinden hikayenin devamına ve öperek uykuya taşıyan!!... Aşk;
..şimdi nerdeydi?

18

Hayat akıyor.. İnsanlar eğleniyor.. Bir oğlan bir kıza bakıyor şimdi (dünyaya sırtım dönük oturduğum bu masaya komşular) Kızın kağıt kahve bardağı pipetin boşa çıkmasıyla höpürdedi. Buna gülüştüler.. Ben de pek çok şeye gülüşüyorum.. Ama bu ağır adımlarla o meşhur uçuruma düşüyor olduğum gerçeğini değiştirmiyor.

Aşka itiraz edemeyecek kadar yalnız..bunu itiraf edemeyecek kadar kalabalığım.