14 Ocak 2010 Perşembe

20

küskünüm ellerimden tutmaya
kalbim sert bir dalga gibi kırık
kalbimin odaları kuş yuvaları 
yanmış bir ağacın dallarında.


9 Ocak 2010 Cumartesi

19

Ben bir deniz gibi hareketi sınırlamadan ama her zerremle de o su gibi sarıp sarmalarken; bunu hep sizin için yaptığım sonucuna vardınız, halbuki bu Bendim!
Bu benim dünyayı sevme tarzımdı!.. Tanrının ağaçlarına sarılan, çakıl taşlarına isim veren, kitaplarına göz kırpan bendim!.. Öleceğini hergün hatırlayan, bunu her yüzde gören ve geçiciliği unutmayarak kalıcı olanı her gün içinde süt gibi köpürten bendim!.. Aşkın ateşten rüzgarını dünyaya dağılırken, her nesnenin damarlarından süzülüp evreni darmadağın ederken gören!! bendim...
Peki Aşk.. şimdi nerdeydi? Beni büyük elleriyle okşayarak uyandıran, öpen, benimle gülen, ağlayan,
bana rimel çeken, bağcıklarımı bağlayan, beni okula, işe, sokağa, barlara, dostlara götüren, ordan beni eve, demli bir çaya, yatağıma, kitabımın kırık yerinden hikayenin devamına ve öperek uykuya taşıyan!!... Aşk;
..şimdi nerdeydi?

18

Hayat akıyor.. İnsanlar eğleniyor.. Bir oğlan bir kıza bakıyor şimdi (dünyaya sırtım dönük oturduğum bu masaya komşular) Kızın kağıt kahve bardağı pipetin boşa çıkmasıyla höpürdedi. Buna gülüştüler.. Ben de pek çok şeye gülüşüyorum.. Ama bu ağır adımlarla o meşhur uçuruma düşüyor olduğum gerçeğini değiştirmiyor.

Aşka itiraz edemeyecek kadar yalnız..bunu itiraf edemeyecek kadar kalabalığım.