22 Mayıs 2010 Cumartesi

37

Belirmek istediğinde suyu, hareketi, beyazı, pamuğu, yerçekimini, hafifliği, ağırlığı, ve canlılığın yüzbinlercesini yarattı.
Bilinmek istediğinde ise insanı yarattı. Boynunu ellerini sırtını.... Sonra yarattığını ayırdı. Ve ikiye ayrılan parçadan biri diğerine kavuştuğuda, onu şöyle anlattı:
"Onun boynuna dokunduğumda, ...suyu emen bir pamuk gibi, elim bu hafiflik ve beyazlık karşısında giderek ağırlaşmaya, ve sırtına doğru engellenemez bir çekimle kaymaya başlıyor."
Ve Tanrı kendi kokusunu içine çekti;
AŞK.

21 Mayıs 2010 Cuma

36

Bu gece gam kaybından öl!

35

-bugün
-ne?
-nasıl?
-hayır
-AMAN TANRIM!
-...hayır... elimi tut!
-yapamam!!!
-hiç dediğimde!
-AMAN TANRIM AMAN TANRIM!!!
-burda kalamayız, artık güvenli değil!.. elimi bu kadar sıkma.
-nasıl olur!!
-aylardır yazıyorum bunu sana!
-çok erken!
-HADİ!! HİÇ DEDİĞİMDE!! ELİMİ BIRAKMA!!
-yapamam
-YAPABİLİRSİN!
-beni tanımıyorsun!!
-sen de beni tanımıyorsun! SENİ TANIYIP TANIMADIĞIMI BİLEMEZSİN!!
!
-ben..
.
-YAPABİLECEĞİNİ BİLİYORUM!
-ben.. BEN DE BUNDAN KORKUYORUM!!!!
-biliyorum, üzgünüm...
-GİTME!
-istemiyorsan elimi bırak.
-Lütfen, ben...
-HİÇ!....



17 Mayıs 2010 Pazartesi

34

Tüm iyi niyetimle söylüyorum: geldiği noktayı içler acısı bulduğunuz bu dünya, her fırsatta olmamı dikte ettiğiniz "normal" insanların ürünüdür. bu üç tarafımızı karabasana çeviren zeka formları, beyinlerinin bir yarısıyla hiç sevilmediklerine, diğer yarısıyla ise her koşulda sevilmeyi hak ettiklerine inanırlar. Böylece sevmek denen asıl mesele erir gider.

...ve dönüp dünyaya bakarlar yeniden: "şu dünyanın haline bak azizim, içler acısı."

HADİ ORDAN!! :)

14 Mayıs 2010 Cuma

33

Sevda; hayatın varoluş nedeni ve muhtacıdır.
Bu ince çizgide ayrışmış olanın manasına farkındalık ve kayıtsız teslimiyet ile bakan insan, iki yönelişli bu akışkanlığın birbirinden aynı zamanda ayrışamaz da olduğuna, hatta birbirinin içinde devinen bir canlılık kuralı taşıdığına dikkat kesilmeli.

İnsanın kendine yapabileceği en korkunç şey; bir seçim yapması gerektiğine kendini inandırarak, iki hareketten doğan bu akışkanlığı durdurmasıdır.

14 Mayıs, 02:05

1 Mayıs 2010 Cumartesi

32

Süt uykumu kaçırıyor. Genç Werther yada beyhude mücadelenin kitabı.
Sayfaları çevirdikçe ayrışmaz hale geliyorlar. Evirip çeviriyorum yeniden, uyunaklı değilim. Ama yeraltında ama bulutüstünde, sadece samimiyete, tatlıniyete ve doğaya burnumu dayıyorum. Burnumun bir deliği daha olsa soluduğum bu şey beni delirtebilirdi. Kedili evlerin karnında yürekli güzel kadınlar, çiçek açan sürahilerde unutulmuş eşsiz bir anadil gibi yayılıyor.
-Korkuyor musun?
-Şimdiki zaman çekimli hiçbir şeyden korkmamalı insan...
-Bense, (korkağın tekiyimdir. Birgün aynaya baktığımda kendimi göremezsem bundan korkunç bir mutluluk duyacak insanlar olduğunu seziyorum ama evrendeki bir tek varlığı yok sayarsam kendimi de yok saymış olacağımın bilinci, beni incitiyor. ) ...yorgunum.
-Birşey eksik hep...
-Dilim, varmıyor ama, hep birşey eksik olmaz. Eksiklik zaman zaman (ki çoğu zaman dolarken) farkedilir.
-Ama hep hissediyorum. Hep birşey eksik.
-Hep hissediyorsan, bir şey eksik değil, fazladır.
Kitap uykumu getiriyor........