11 Şubat 2011 Cuma

79

bir sabah uyandığında aklında beliren ilk arzu o günkü tüm iş planını bozup sadece bir kavanoz çilek reçeli yapmak olan hevesli bir kadın olabilirdim. ama ağzımın tadını bozan bir şey var bu hayatta ve o çileği zamana dayayan mefhum bende bir türlü yerine oturmadı. belki daha çok hırslanmalıydım. kendimi işleyen çarkın... içinde tutmak adına verdiğim mücadeleyi hayatım pahasına bırakmamalıydım. ama hergün ağladığımı duyuyordum yan odadan. ben aptal mıyım hangi müziğin volümü bunu bastırabilir. duyuyordum. kimsenin kalbimde açılan karadelikten haberi yoktu ve eksileri yutma yeteneğim bana pahalıya patladı. burnuma gelen radyasyon kokusunu uzun müddet takip ettim. evinde bir kedi besleyince insan kokular konusunda yanılabiliyor. hayır, belki ben hiçbir zaman uyandığında aklında beliren ilk arzu bir kavanoz çilek reçeli yapmak olan o kadın olamayacağım. ama kendim için daha iyisini yapacağım. geri gideceğim! bu işleyişi tersine çevirecek kadar geri! çileğin tohumda saklandığı yere kadar geri! insanın eşleşme gizindeki sezgi kadar geri! ağzımın tadını bozan her ne ise onu bulup, yok edecek kadar, GERİ!..

işte bir yıl önce o sigaradan ilk nefesi çektiğimde kendime koyduğum hedef buydu. şimdi nerede miyim? bir süpermarkette. sigara? hayır. çilek reçeli rafının önündeyim.

kısaca, biraz daha zamanı var... ;)

1 yorum:

firaricaglar dedi ki...

ah birde anlayabileydik anlattıklarını ;)