30 Ekim 2012 Salı

129


insanlara bakıyorum 
zamana bakıyorum
sonra yine insanlara bakıyorum
ama karşıya geçemiyorum :) 
işte benim sorunum bu, bilmem anlatabildim mi?
öyle etkiliyor ki diğer hayatlar beni, bir sabah tanıdığım herhangi biri olarak uyansam tüm gün gerçekte o bedenin içindekinin ben olduğumu en yakınlarının bile fark etmeyeceğine neredeyse eminim. ciddiyim.
sanırım benim içsel yolculuğum bir diğerininkiyle kesiştiği anda sona eriyor. bir kitapta yada filmde kendinizle özdeşleştirdiğiniz o adama yada kadına nasıl dönüşüyorsanız bir kaç saniye de olsa, işte birden bire karşımdakinin ruhunu tıpkı öyle içime sızarken yakalıyorum. yakalıyorum dediğime bakmayın bir yön bir insiyatif filan yok ortada. kendi tepkilerimi (eğer varsa) kendi kişiliğimi yitiriyorum. ses tonum duruşum mimiklerim yürüyüşüm hızım hatta algım... değişiveriyor. kiminle bir süre vakit geçirsem dönüp baktığımda aynadaki yansımam yabancı gözlerle bakıyor bana. kimsin?
ha bir de dışarıdan tüm bu olup biteni izleyip eğlenen, meraklı bir çift göz var ki, salt kendimle kaldığımda, bir heyecan alınmış, uçup kaçmasın diye bileğe bağlanmış, önce salonun ortasında tavana yapışık coşkulu halde duran, derken arka odalardan birine kaldırılan, kim bilir kaç gün sonra da buruşmuş halde yerde baygın bulunan bir uçan balon gibi yavaş yavaş kısılıyor kapanıyor...
sanırım çok kolay sosyalleşebilen uslanmaz bir asosyalim.
düşünüyorum da belki karakterim böyledir. kökleri dışarıda nefes alabilen bitkiler gibi.
kim bilir belki bu da benim içsel yolculuğum;
üstü açık.

21 Ekim 2012 Pazar

128

ÇÖL İSTİYORUM. 
KUMDAN BAŞKA HİÇ BİR SES KALMAYANA DEK YÜRÜMEK İSTİYORUM İÇİMDE..

8 Ağustos 2012 Çarşamba

127

bazen istemediğimiz halde bir şeyler yaparız. 
bu iki türlü olur; ilki yapmaya mecbur olduğumuzun bize dikte edilmesiyle ve yapmamamız halinde olacaklardan kaygı duymamız sağlanarak gerçekleşir, ikincisi ise yine hiç istemesek de yapmaya mecbur olduğumuzu, bunu yapmanın doğru olduğunu ve hayat üzerinde duran tüm benliğimizin bu doğrunun gerçeği ile hareket etmediğimiz taktirde sağlıksızlaşacağını sezmemiz ile gerçekleşir.
ilki bizi aptallaştırır ve köle yapar.
ikincisinde ise ruhumuz olgunlaşır ve büyürüz.
bu sebeple istemediğiniz hiç bir şeyi yapmamış olmak katışıksız manada bir özgürlük taşımamaktadır ve övünülecek bir şey de değildir.

31 Temmuz 2012 Salı

126

karışık duygular içindeyim.. ne merkezinde durduğum bir yer oldu ne de yörüngesi olacak kadar güçlüydü bir şeyler.. öylesine bir yerde durdum, öylesine turladım hayatın çevresinde. hoşuma gitti bir yörünge gibi gelip geçen başka yörüngeleri selamlamak. sonra rolümü iyi yapmaya başladım. zaten mesele bu, yoksa daima mutsuz oluruz bizler.. bilirsiniz. başka bir tercih yokken.. yani ne anlamı vardır 
gitmenin. olduğun yerde değilken, gitmek bir seçim bile değildir ki.

neredeyse iki sene olacak fark edeli; ait olmadığı yerlerde doğarmış insan bazen, ait olmadığı bir hayatı yaşar ve hiç bir yere ait hissedemeden ölebilirmiş. çokmuş böyleleri üstelik.. belki şans, belki bir akıl -yoksa kalp mi- hastalığı ..ben alıştım bu alışamamalara, bu olduramamalara, kendi kendi susamamalara.

yabancılaşmanın tek iyi yanı, her şeyin git gide daha da gülünçleşmesi. artık bir çocuk oldum ben. bütün bu anlamsızca savaşa rağmen kaygıya, korkuya ve sinip duran mutluluğa karşı içimde inatçı bir yabancı duruyor.
örneğin az önce ölü bir askerin kafasına kuş pislediği için yükses sesle güldü ve şöyle dedi ona; "artık birbirimizi anlıyoruz ama çok geç..."

4 Temmuz 2012 Çarşamba

125

bir insan bir diğerine gerçek sevgiyi hatırlattığında 
dünyanın tüm gerçeği değişebilir.
bu o kadar korkulan ve o kadar yabancılaştırılmış hatta kutsallaştırılmış bir saflık ki artık,
ona sahip olmak için sadece kalbe teslim olmaları gerektiğini adı gibi bilen milyonlarca insan,
sırf yara almamak için bu suni uzaklığı bahane ediyor kendine.

ne olur bırakın bir yanınız hep ağlasın diyorum zararı yok!.. aksi nasıl mümkün olabilir ki şu dünyanın haline bir bakın...
bırakın daima hüzünlü.. daima kırgın kalsın.
kalacak.... çünkü o gerçek..
çünkü o daima, hissettiği hayret verici güzelliklere bakarken, her an yepyeni ve doygun olan bu dünyanın bazılarının gözüne sönmüş bir yangın yeri gibi görünmesinin mahcubu olacak..
elinden onlar adına ne gelirse yapacak.. kırılacak.. aşağılanacak.. anlaşılmayacak..
çünkü onlar ne yazık ki aramızda bunca dile dilsiz, bunca ufka kör olmuşlardır.
çünkü -büyük sızıdır- buz kesmiş o kalplerden sızıp gelen en yıkıcı söz, en harap edici eylem dahi; içinde yangın taşıyan bir kalbi, onların haline duyduğu üzüntü kadar üzmeyecek..

bu yüzdendir, öyle yada böyle yürüdüğüm her yolun en karanlık köşelerine kadar minnetçisi olurken ben.. aynı istidatı paylaşmadığım için, bu mükafatın talih o ki bana hizmet ediyor olmasından ötürü sıradan bir insanoğlu olarak şu dünyanın kadifeden sırtını gezerken, onlardan af diliyorum.

kalbim,
teşekkür ederim.

9 Nisan 2012 Pazartesi

124

aşkın en iyi yanı
bu dahil hiçbir şey düşünmenize olanak tanımamasıdır
yoksa insan denilen 
bu cahil, laktik diyalektik karışımı çekilir şey değil beyler bayanlar
ben tarafsız düşman! ezeli yabancı!

ellerim cebimde gezdim yangın yerlerinizi
küllerine bakıp yeniden doğacaklarına inananlara tavsiyem
öldüğüne inandıysanız
doğmayacaktır!

20 Mart 2012 Salı

123

senden zarar görenler hayatında kalmakta inat ediyorlarsa bu iki anlama gelir: ya senden iyi bir karşılık görmeyi arzulatan hastalıklı bir egoları vardır, yada yemeğin soğumasını bekliyorlarıdır ;)

25 Şubat 2012 Cumartesi

122


kitaplar hayatlar hikayeler sonunda anladığım bir şey var ki;
bir kadın asla geri dönmez. sadece şöyle bir bakar.
bazen bir dakika, bazen bir ay, bazen bir ömür.
sadece bakar.

ben onların bakmasına bakarım
orada olmadıkları süre boyunca.

bunu hatırlatmaman için sana yalvaran gözlerine,
sıcak mutfak kokusuyla teskin ettikleri zihinlerine bakarım.
saçlarına,
beyaz boyunları boyunca
ağlayan.

18 Şubat 2012 Cumartesi

121


sanatçı, eline bir şeyleri değiştirme fırsatı geçtiğinde, değiştirebilendir.
kahraman ise bir şeyleri değiştirme fırsatı verilmediğinde dahi onu yaratan ve değiştirendir.
kimse sizden kahraman olmanızı beklemiyor.

7 Ocak 2012 Cumartesi

120

büyük kayalıkların küçük mezarları içinde
dalga kırık, yakamoz derin, hayat kesit

hayal, seni aşar
gerçek bu kadar basit!