26 Temmuz 2013 Cuma

131


  1. Uzun bir hikaye. Kendi yazdığım, bir hikaye. Yazabilmek için unuttuğum. Aslında herkesin en iyi bildiği bir hikaye. Ve her yerini. Ve bir ağaca söz gelimi biraz uzun süre baktığında, yada bir çocuğa, hatırlar gibi olup ürktüğü. Yanisi yaşayabilmek için unuttuğu. Fakat bazı şeyler daha yaşanmamışken anıdır. O kadar keskindir kesindir kalıcıdır. Örneğin ruhumun sızdığı bu duvar. Kapalı bir yara gibi, dünyayı daha da vedalaşılamaz kılıyor.

    Uzun bir hikaye. Daha çocukken daha çokken yani apaçık ve azıcık. "Biliyorduk" dediğimiz o hani, "hep biliyorduk!"
    Biliyorduk yalan mi, fısıldıyorduk kulağımıza cevapları durmadan. Yalnızca suspus izlenip, vedanın sineye çekildiği bu toprak parçasında, bağırıyorduk; "Hepimiz birbirimizin tortusu, dibiyiz. Hepimiz içimize attığımız bir şeker misali, dönüp dolaşıp da yok olmadıkça maalesef ki tatsız, ve gibiyiz!"

    Uzun bir hikaye. Derin bir bellek. Kayboldu nitekim, büyüdükçe büyüyerek kayboldu gözden, durduğumuz yerin odağı, baktığımız ufkun uzağı.. Yok söyleyecek sözü kimsenin.. Ve kalmadı artık maviyle mavi arasında bir fark. Ve balıkla kuş. Ve insanla insan.
    Ne yalan söyleyeyim pek sevmedim bu dönenip duran, hantal dünyayı ben en başından. Herkes de bilir. Herkes gibi geldim. Herkes gibi kaldım. Herkes gibi oyalandım ucundan.

    ki Aşk beni oyaladı. ki Aşk bizi oyaladı.
    Aşk bizi ne güzel oyaladı vesselam. 

0 yorum: